19 Ağustos 2012 Pazar

Hayır yani, hiç bir zaman annemnan babamın boşanma sebebinin ben olduğunu düşünmedim. Sebep her zaman ikisinin aptallığı falan oldu. Ki öyleler. Geçen hafta annemin babama yazdığı bir defter buldum. Hani kilidi olan defterlerden. Defteri de babamın ofisindeki dolapta buldum o ayrı olay. -,-
Defteri açtığımda çıkan ilk sayfa 1 Kasım 1994 ! Benim 2. yaş günüm. Sevgili anneciğim ise babamın ne kadar iyi biri olduğundan bahsetmiş, ama arada da kendi mutsuzluğunu eklemiş cümlelerinin aralarına. Ne kadaaarrr güzel bir doğum günü hediyesi olmuş bana o zaman. Daha sonraki sayfaysa 24 Haziran 1996. Gören deycek 2 sene de bir yazar. Onda da '93 yılından beridir zaman zaman ayrılmak istediğini düşündüğünü yazdı. Bir da bana anlatıldığı kadarıyla, ki kendi anlattı, aralarındaki sorunlar son zamanlarında gerçekleşmiş. Bunlar da '99 yılında ayrıldılar. Ve '99 yılına yaklaştıklarına başlamış sorunlar falan diye anlatıldı bana. Ama olayın gerçek yüzü, anacığımın benim doğduğumdan itibaren olan mutsuzluğu, monoton hayatı vesaire vesaire.

Bunları okuduktan sonra da kendimi suçlamadım boşanmaları ile ilgili. Ve halen daha ikisinin aptallığı diye düşünürüm. Biraz akılları olsa, denerlerdi kardeşim. Oyun değil bu evlilik. Bir kere kalkıştıysan, her ne problemin olursa olsun, çözmeye çalışarak devam edecen. Madem mutsuzsun, çocuk yapmadan bitirecen bu işi. Çocuk yaptıysan, bir defa şans verecen, eğer olmazsa ayrı yollara gidin.

Akşam akşam sinirlerim bozuldu işte. -,-

5 Haziran 2012 Salı

Meleğiimm. Tam 1 sene.


Tam bir sene önce bugün sen ellerimden kayıp gittin. Tam bir sene önce bugün ben senin soğuk yanağını okşadım sana veda ederken. Ve yine tam bir sene önce sen giderken benim kalbimi, ruhumu, hayatımı da alıp gittin.


Ağlayarak uyandığım gecelerde yoksun. Mutlu olduğumda yoksun. Neredesin? Kimlerlesin? Sana en çok ihtiyacım olduğum zamanlar neden yoksun? Bir sesini duysam. Gözlerine baksam. Kollarında uykuya dalsam ve bunlar rüya olmasa. Rüyamdaki gibi sıkıca sarılsam sana. Bir sarılsam sana bir daha hiç bırakmam. 


Bugün tekrardan sana ne kadar ihtiyacım olduğunu anladım. Akıl danışacağım biri yok. Eskiden sana danışırdım aklımdakileri oysa şimdi onu yapamıyorum. Annemle konuşmak dertleşmek bile seninki gibi olmuyor. Hiç birşey eskisi gibi değil. Ne yapacağımı bilmiyorum. 


Kayboldum anne. Kayboldum.. Sen yoksun ve ben yolumu kaybettim.. 


Geçmişe dönelim birtanem. Eskiye, çok eskiye dönelimm. Ben bebek olayım ve senin kollarında uyuyayım.. 








Seni çok özledim ve herşeyden çok ama çok seviyorum meleğim.. 

2 Haziran 2012 Cumartesi

02.06.2012

3 gün sonra 366 gün olacak. Koskoca 1 sene. Saniyeler, dakikalar, saatler, günler, haftalar ve aylar.. Nasıl da koyuyor insana zaman. Hayatındaki en değerli şeyi alıp, seni onsuz bırakıyor.. Annesiz, arkadaşsız, hayatsız..

Tam olarak bir sene önce sen burada, nefes alırdın.. Şimdi ise sensiz ben nefes alamıyorum.. Nasıl ayakta kaldım bugüne kadar hiç bir fikrim yok.. Nasıl dayanacak gücü buldum kendimde bilmiyorum.. 


Evimiz eskisi gibi değil. Eskisi gibi eve koşarak dönmek istemiyorum artık. Ne kadar geç gelirsem o kadar iyi oluyor benim için. Sen yoksun çünkü evde. Beni beklemiyorsun artık. O zaman eve dönmenin ne anlamı var artık?
















O gün gelmesin..